İDHF'den Ulusal Referandum ve Zürih Yerel Seçimlerinde Oy Kullanma Çağrısı!
Emekçiler!
Sermaye çıkarlarını esas alan ve devlet güvencesiyle işleyen yönetim erkleri, dünyanın yeraltı ve yerüstü zenginliklerini sistematik biçimde sömürü düzeninin hizmetine sunmakta; gelişmiş teknolojik aygıtlar aracılığıyla bu düzenin denetimini ve sürekliliğini sağlamaktadır. Emekçi sınıfların emeğiyle ortaya çıkan bilimsel, teknik ve düşünsel birikim dahi sermayenin tahakküm alanına çekilmekte ve böylece kapitalizmin giderek çeşitlenen yeni saldırı biçimlerinin aracı haline getirilmektedir.
İsviçre de bu emperyalist sömürü ağının önemli bileşenlerinden biridir. Özellikle askeri envanter alanındaki konumu, ilaç sektöründeki sermaye gücü ve uluslararası finans sisteminde üstlendiği güvence rolü, onu dünya sermaye düzeni içinde stratejik bir noktaya yerleştirmektedir. Nitekim yalnızca kendi sermaye çevreleri için değil, farklı ülkelerdeki sömürücü iktidar odakları ve büyük sermaye sahipleri için de bankacılık ve finans alanında bir güvenli liman işlevi görmektedir.
İç ve dış siyaseti bu gerçekliğin hizmetinde şekillenen İsviçre, yönetim erklerinde söz sahibi olan partiler aracılığıyla, “ülke güvenliği” söylemi altında nüfus artışını sınırlama gerekçesiyle oturum izinlerinin kota ile sınırlandırılmasını savunmaktadır.
Vergi sistemindeki uygulamalar emekçilerin yaşam koşullarını giderek zorlaştırırken, büyük karteller ve holdingler için sağlanan ayrıcalıklar sonucu, geniş sermaye çevreleriyle bir emekçinin vergi yükü neredeyse benzer düzeylere indirgenmektedir.
Öte yandan ülke nüfusunun yaklaşık dörtte birini oluşturan göçmen emekçilere yönelik politikalar; emek, barınma, eğitim ve siyasal katılım alanlarında dışlayıcı sonuçlar doğurmakta, bu kesimleri ötekileştirilmiş bir konumda yaşam mücadelesi vermeye zorlamaktadır. Devlet, göçmenleri yükümlülükler söz konusu olduğunda vatandaşlarla eşit sorumluluk altında tutarken, haklar meselesinde aynı ölçüde kapsayıcı davranmamakta; onları fiilen birçok yurttaşlık hakkından mahrum bırakmaktadır.
Bu yaklaşımla yaklaşan yerel ve kanton meclis seçimlerine dair tutumumuz:
Emekçi sınıflar, dünya üzerindeki canlı ve cansız tüm varlıkların ihtiyaçlarını karşılayabilecek zengin kaynakların gerçek üreticileridir. Ancak bu kaynaklar sermaye tarafından sömürü düzeninin hizmetine sunulmakta, ezilenlerin yaşam hakları sistematik biçimde yok sayılmaktadır. Bizler bu düzene itiraz ediyor, eşitliğe ve özgürlüğe dayalı başka bir dünyanın mümkün olduğunu savunuyoruz.
İsviçre sermaye çevrelerinin çıkarlarına göre belirlenen rolünden vazgeçmediği ve bu sınıfların dünya ölçeğinde yarattığı eşitsizlikler ortadan kaldırılmadığı sürece, insanların göç etmek zorunda kalması kaçınılmaz olacaktır. Bu nedenle göç olgusunu bir “sorun” olarak değil, küresel eşitsizliklerin sonucu olarak görüyor; bu eşitsizliklerden pay sahibi olan ülkelerin göç eden insanları kabul etmekle yükümlü olduğunu savunuyoruz.
Bu doğrultuda, herkes için serbest dolaşım hakkının tanınmasını temel bir ilke olarak benimsiyor ve bu hakkın siyasal, hukuksal ve toplumsal düzlemde güvence altına alınmasını talep ediyoruz.
Programımız ve genel savunularımız doğrultusunda, İsviçre’nin mevcut federatif yönetim modelinin biçimsel bir temsiliyet mekanizması olmaktan çıkarılarak, egemen sermaye sınıfının çıkarlarına hizmet eden yapısından arındırılmasını; bunun yerine emekçi sınıfların toplumsal, siyasal ve ekonomik çıkarlarını esas alan gerçek bir demokratik işleyişe kavuşturulmasını savunuyor ve bu doğrultuda mücadele yürütüyoruz.
Bu çerçevede yaklaşan yerel seçimlerde, hukuki statülerine bakılmaksızın göçmenlerin hem seçme hem de seçilme hakkına sahip olması gerektiğini savunsak da #CountmeIn çalışmamızda açıkladığımız üzere genel konjonktür ve faşizmin yükselişte olduğu şu dönemde yalnızca seçme hakkını talep ediyoruz. Siyasal temsiliyetin, içinde yaşanılan toplumun gerçek bileşimini yansıtmasının demokratik meşruiyetin temel koşulu olduğunu vurguluyoruz.
Aynı güne denk gelen referandum başlıklarından
İklim fonuyla küresel sorumluluğumuzu üstlenerek, Yenilenebilir enerjilere, güvenli işlere ve herkes için yaşanabilir bir geleceğe yatırım için 8 Mart’ta sosyal açıdan adil iklim ve biyoçeşitlilik koruması için İklim Fonu Girişimine EVET diyoruz.
Diğer yandan SRG inisiyatifi, Bargeld insiyatifi, Individualbesteuerung gibi referandum konularında çekimser kaldığımızı belirtiyoruz.
Bu genel yaklaşımımıza yakın duran ve Zürich şehir parlamento adaylardan Baltasar Glättli, Tanja Maag ve Zürich 10. Bölge belediye meclisi adayı Hüseyin Mamaklı'yı desteklediğimizi kamuoyuna ilan ediyor; oy kullanma hakkı olan tüm üye, taraftar ve dostlarımızı bu adaylara oy vermeye çağırıyoruz.
İsviçre Demokratik Haklar Federasyonu (İDHF)
Şubat 2026












