Alman devletinin Hüseyin Doğru’ya Yönelik Saldırılarını Kınıyoruz.
Devrimci ve demokratik muhalefete yönelik sistematik baskı,sindirme ve suçlama politikalarına AB ve Alman Devleti derhal son vermelidir.
İçinden geçtiğimiz tarihsel süreçte Avrupa devletleri; derinleşen ekonomik krizler ve yükselen toplumsal hareketler karşısında çözümü daha fazla militarizasyonda aramaktadır. AB ülkelerinde militarist ve ırkçı-aşırı sağcı olarak nitelenen faşist partiler hükümete gelmekte, gerici savaş politikaları bilinçli biçimde körüklenmektedir. Toplumda ekonomik ve sosyal düzen; olası bir üçüncü dünya savaşı yönelimine göre yeniden yapılandırılmaktadır. Avrupa devletlerinde emekçilerden toplanan vergilerin eğitim, sağlık ve sosyal haklar yerine silahlanmaya ve askeri harcamalara aktarılması, NATO eksenli askeri tatbikatların yoğunlaştırılması ve zorunlu askerlik tartışmaları, toplumun adım adım savaş koşullarına hazırlandığının açık göstergesidir.
Bu süreçte AB, yalnızca dış politikada değil iç politikada da basit baskıcı yöntemlerin ötesine geçerek açık faşist nitelikte yaptırımlara başvurmaktadır. Kendi "arka bahçesini" dikensiz bir gül bahçesine çevirmek isteyen Avrupa devletleri; devrimci, ilerici ve muhalif kesimlere yönelik kuşatmayı daraltmaktadır. Düşünce ve ifade özgürlüğü sınırlandırılmakta; gazeteciler, yazarlar, akademisyenler ve aktivistler gerici yasalarla hedef haline getirilmektedir. Özellikle Almanya’da 129 a-b gibi yasalar, muhalifleri susturmanın ve uluslararası devrimci dayanışmayı suç saymanın bir aracıdır. Zübeyde Akmeşe gibi isimlere yönelik soruşturmalar, bu politikanın somut ve güncel örnekleridir.
Bu baskı zincirinin son halkası, devrimci kimliğiyle bilinen Hüseyin Doğru ve ailesine yönelik gerçekleştirilen topyekûn saldırıdır. Doğru’nun politik duruşu nedeniyle banka hesaplarının dondurulması ve ardından eşinin hesaplarının da bloke edilmesi, yalnızca bir bireyin değil, bir ailenin en temel yaşam hakkının “ekonomik infaz” yoluyla gasp edilmesidir.
Bu tablo, modern demokrasi maskesinin düştüğünü açık bir şekilde kanıtlamaktadır. Suriye’de Colani, Afganistan’da Taliban gibi demokrasi, insan hakları ve kadın düşmanı yapılar Berlin’de ve bir çok Avrupa başkentinde devlet protokolü nezaketiyle ağırlanırken; muhalif gazeteciler ve aktivistler hukuk kılıfına uydurulmuş bir "sivil ölüm" sarmalına itilmektedir. Banka hesaplarını dondurmak ve en temel insani yardımı dahi suç sayarak bir aileyi açlığa mahkûm etmek, Orta Çağ engizisyonunun modern çağa uyarlanmış halidir. Bu bir yargılama süreci değil, "yaptırımlar giyotini" ile gerçekleştirilen örtülü bir infazdır.
Beş kişilik bir ailenin yaşam olanaklarının bilinçli biçimde yok edilmesi hukuki değil, tamamen siyasi bir karardır. Bireylerin politik görüşleri nedeniyle aileleriyle birlikte ekonomik kuşatma altına alınması, ilkel hukuk sistemlerinin yöntemidir ve bugün, bu yöntem Avrupa devletleri tarafından uygulanmaktadır. Bu yöntem, Hüseyin Doğru şahsında tüm toplumsal muhalefete verilmiş bir "gözdağıdır" ve sindirme yaklaşımıdır.
Hüseyin Doğru’nun Filistin halkına yönelik dayanışması ve İsrail devletinin politikalarını eleştirmesi, bu saldırıların asıl nedenidir. Kendisine yöneltilen "Rusya’nın istikrarsızlaştırıcı faaliyetlerine destek verme" gibi iddialar, gerçeği yansıtmayan siyasi manipülasyonlardır. Bu tür suçlamalar, devrimci muhalefetin meşruiyetini zedelemeye yönelik kirli bir stratejinin parçasıdır.
Avrupa’da yükselen bu militarist ve baskıcı yönelim, tüm toplumun demokratik haklarını ve özgürlüklerini tehdit etmektedir. Sessiz kalınması halinde bu hukuksuzluğun daha da yaygınlaşacağı, ağırlıklaşacağı ve giderek bir norm haline geleceği açıktır. Bu nedenle demokratik kamuoyunu ve tüm ilerici güçleri bu saldırılar karşısında sesini yükseltmeye çağırıyoruz.
• Hüseyin Doğru ve ailesine yönelik tüm yaptırımlar derhal kaldırılmalıdır!
• Muhaliflere yönelik "Ekonomik İnfaz" politikalarına son verilmelidir!
• Alman Devleti antidemokratik ve hukuk dışı saldırılarını durdurmalıdır!
ALMANYA DEMOKRATİK HAKLAR FEDERASYONU












