Güncel Durum Altında Filistin'den Yansıyan Görüntüler

Güncel Durum Altında Filistin'den Yansıyan Görüntüler

İsrail, kurulduğu günden bu yana Filistin topraklarında normal bir yaşamı imkânsız kılıyor. Filistinliler yarım asrı deviren, normalleşemeyen bir zamanda yaşıyor; bu zaman içinde İsrail her gün yeni bir vahşetle, yeni bir yaman icraatla insanları şaşırtmaktan geri kalmıyor. Geçtiğimiz hafta 78. Nakba Yıl Dönümü’ne (15 Mayıs) denk geldi. 1948’den bu yana süren sürgün, işgal ve soykırım 78. yılındayken bu hafta da aynı sistematik pervasızlıkla ve haydutlukla geçti.

Uygulayanı Olmayan Karar: Uluslararası Ceza Mahkemesi Kararı

UCM, 21 Kasım 2024’te Netanyahu ve eski Savunma Bakanı Gallant hakkında Gazze’deki savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar nedeniyle tutuklama kararı çıkardı. Bu yasal sorumluluğa rağmen Almanya başta olmak üzere birçok AB ülkesi belirsiz tutum sergileyerek suçluları aklıyor. Kararı açıkça reddedip siyonist devletle ittifakını ilan eden Macaristan ise Netanyahu’yu ülkesine davet etmişti. Batı tutuklama yükümlülüğünü yerine getirmeyeeek suçu işlenebilir kılıyor ve suçlulara cesaret veriyor. 2 Haziran 2026’da UCM’den resmen çekilecek olan Macaristan, bu kararı reddeden tek AB ülkesi olarak böylece siyonist suçların ortağı olduğunu ilan etmiş oluyor.

Küresel Sumud Filosu Uluslararası Sularda Durduruldu, Aktivistler Siyonist Topraklara Kaçırıldı

40’tan fazla ülkeden aktivist İsrail’in Gazze ablukasını kırmak için yola çıktı. Gemilere uluslararası sularda baskın yaptı. Aktivistler derdest edilerek faşist siyonist hukuğun hakim olduğu topraklara götürüldü. 400’ün üzerinde aktivist tutuklanmalarının ardından Türkiye’ye sınır dışı edildi. Aktivistler tutuklulukları süresince yaşam ve tıbbi malzemeler için yalvarmaya zorlandıklarını, fiziksel ve psikolojik şiddete, hakaret ve işkenceye maruz kaldıklarını aktardı.

Faşist Bakan Ben-Gvir Şov Yaptı

Siyonist barbarlığın en vahşi yüzlerinden, insanlık dışı politikaların mimarı ve uygulayıcısı İtamar Ben-Gvir, tutuklanan aktivistlerin bulunduğu Aşdod Limanı’na giderek elleri bağlı, diz çöktürülmüş aktivistlerin videosunu “Hoş geldiniz İsrail’e” başlığıyla sosyal medyada yayınladı. Bir aktivist “Özgür Filistin” diye bağırınca aktivistin başını aşağı bastırarak “Çeneni kapat” dedi. Bir devlet bakanının tutuklu sivillere yönelik mafya vari bu pervasız tavrı uluslararası burjuva arenada kınansa da herhangi bir hukuki yaptırıma ya da soruşturmaya konu olmadı. İtalya Başbakanı Meloni ülkesinin vatandaşları dahil bir çok ülkeden gelen aktivistlere yapılan bu muameleyi “kabul edilemez” olarak nitelendirip İsrail’den özür talep etti. Fransa, Belçika ve İspanya İsrail büyükelçilerini dışişlerine çağırdı. Bu sarsıcı duruma rağmen emperyalist batının İsrail’e desteği silah satışı dahil bir çok alanda armonik bir uyumla sürmeye devam ediyor.

Batı Şeria’da İşgal ve Katliam Sürüyor: Hedef Hamas Hiçbir Zaman Olmadı, Sorun Filistin’in Varlığı

İsrail Gazze’deki soykırıma varan saldırılarını hep Hamas’la gerekçelendirdi, bugün de süren operasyonlarını ateşkese rağmen Hamas’ın varlığına bağlıyor. Ama Hamas’ın örgütsel varlığının son derece sınırlı olduğu Batı Şeria’da işgal, ilhak ve katliama varan operasyonlarını duraksatmadan sürdürüyor. “Demir Duvar” operasyonu kapsamında Cenin, Tulkerim, Nablus ve Tubas’a girildi, İbn Sina Hastanesi kuşatıldı, ambulanslar engellendi, baskınlar ve gözaltılar devam ediyor. Klasik bir retorik haline gelen nitelemeler BM’nin durumu uluslararası hukukun açık ihlali olarak görmesiyle devam etti. Bu tablo sorunun güvenlik gerekçeleri olmadığını, Filistin’in varlığının hedef tahtasında olduğunu yüzyıla yaklaşan bir gerçeklik olarak bir kez daha ortaya koydu.

Sayılar İstatistik Değil 21. Yüzyıldaki İnsanlık Ayıbıdır

Resmi rakamlara göre 72.757 ölü, 172.645 yaralı. Bağımsız araştırmalar gerçek ölü sayısının 75.000’i aştığını gösteriyor. Ölenlerin yüzde elli altısı kadınlar, çocuklar ve yaşlılar. Araştırmalarda dünyanın en yüksek çocuk uzuv kaybı oranı Gazze’de yaşandığı okunuyor.

Filistin üzerinden Nakba’nın yıldönümünde verilen bu panorama, emperyalizmin hakim ekonomik ve sosyal ilişki olduğu bu mevcut dünyanın sürdürülemez olduğunu ve başka bir dünyanın yalnızca mümkün değil, zorunlu olduğunu bir kez daha gösteriyor.