Bern’de SEM önünde kitlesel eylem

Bern’de SEM önünde kitlesel eylem

İsviçre’nin Bern kentinde Devlet Göç Sekretaryası (SEM) önünde bir araya gelen demokratik kitle örgütleri, mülteci dernekleri ve göçmen kurumları, geri gönderme uygulamalarına ve sığınma merkezlerindeki hak ihlallerine karşı kitlesel bir protesto gerçekleştirdi. Eylemde, insan hakları ihlali riski taşıyan sınır dışı işlemlerinin durdurulması ve sığınma hakkının pazarlık konusu yapılmaması çağrısı yapıldı.

İsviçre’nin sığınma ve göç politikalarındaki uygulamalara yönelik tepkiler büyüyor. Bern’de bulunan Devlet Göç Sekretaryası (SEM) binası önünde 17 Ağustos’ta düzenlenen eylemde, İsviçre’nin federal ve kantonal sığınma merkezlerinde yaşanan hak ihlalleri ile geri gönderme süreçlerinde uygulanan yöntemler protesto edildi.

16 demokratik kitle örgütü, göçmen kurumu ve inisiyatifin çağrısıyla gerçekleştirilen eylemde “Sınır Dışı Etmelere Hayır!”, “Stop Deport!”, “Kimse Yalnız Değil!”, “Dayanışma Sınır Tanımaz!” ve “Herkesin Güvenli Bir Yaşam Hakkı Var!” yazılı dövizler taşındı.

Eylemde okunan ortak basın açıklamasında, sığınma merkezlerindeki sağlık, barınma, beslenme ve hijyen koşullarından geri gönderme işlemleri sırasında kullanılan güç yöntemlerine; çocukların, kadınların ve diğer kırılgan grupların karşı karşıya kaldığı risklerden sığınma dosyalarının incelenmesindeki sorunlara kadar uzanan çok sayıda hak ihlaline dikkat çekildi. Açıklamada, bu uygulamaların münferit olaylar olarak ele alınamayacağı ve ciddi bir insan hakları sorunu oluşturduğu vurgulandı.

“Hızlı karar, adil inceleme anlamına gelmez”

Ortak açıklamada, İsviçre’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerden doğan yükümlülükleri hatırlatılarak özellikle geri göndermeme (non-refoulement) ilkesine dikkat çekildi.

Sığınma başvurularının önemli bölümünün hızlandırılmış prosedür kapsamında sonuçlandırılmasının, başvuruların yeterli ve adil biçimde incelenmesi zorunluluğunu ortadan kaldırmadığı belirtildi.

Açıklamada; tercüme sorunları, travmaların başvurucuların anlatımlarına etkisi, yeni deliller, ülkelerdeki siyasi ve toplumsal koşullar ile kişilerin özel kırılganlıklarının sığınma dosyaları değerlendirilirken dikkate alınması gerektiği ifade edildi. Özellikle geri gönderilmesi halinde işkence, kötü muamele veya ağır insan hakları ihlali riski bulunan kişiler açısından idari hızın geri göndermeme ilkesinin önüne geçirilemeyeceği vurgulandı.

Bahar Yalçınkaya vakası protestonun gündeminde

Eylemin öne çıkan başlıklarından biri, 4 Ağustos’ta Zürih’teki Rückkehrzentrum Oberhalden Finkenried merkezinden iki çocuğuyla birlikte Türkiye’ye gönderilen Bahar Yalçınkaya’nın durumu oldu.

Basın açıklamasında verilen bilgilere göre Yalçınkaya, avukatının Türkiye’de tutuklanma riski bulunduğuna ilişkin uyarılarına rağmen sınır dışı edildi. Türkiye’ye girişinin ardından gözaltına alınan ve tutuklanan Yalçınkaya, 15 aylık bebeğiyle birlikte cezaevine konuldu. Yalçınkaya’nın polisler tarafından çocuklarının gözü önünde zorla çıkarılması ve ters kelepçeyle gönderilmesinin çocuklar üzerinde ağır bir travma yarattığı belirtildi.

Eylemde ayrıca Sion’da geri gönderilmek üzere gözaltına alınan Hasan Bal’ın durumu da gündeme getirildi. Bal’ın yeniden inceleme talebi sonuçlanmadan sınır dışı edilmek üzere özgürlüğünden yoksun bırakılması, İsviçre’nin geri gönderme politikalarına yönelik eleştirilerin somut örneklerinden biri olarak değerlendirildi. Gaste Avrupa’nın haberine göre Bal, kamuoyu tepkisi, dayanışma eylemleri ve hukuki girişimlerin ardından dosyasının yeniden incelenmesinin kabul edilmesiyle serbest bırakıldı.

Zürih’teki Oberhalb der Hinteregg deport kampında zorla sınır dışı edilmek istenen Dilan Özgün ve ailesinin durumu da eylemin gündem başlıkları arasında yer aldı.

“İnsan onuru geri gönderme politikalarının üzerinde olmalı”

Eylemde yapılan açıklamada, İsviçre’nin demokrasi ve hukuk devleti olma iddiasının yalnızca ülke sınırları içerisinde kimin kalacağına karar verme biçimiyle değil, ülkede kalmasına izin verilmeyen insanlara nasıl davrandığıyla da ölçülmesi gerektiği belirtildi.

“Sığınma hakkı ve insan onuru pazarlık konusu değildir” vurgusunun öne çıktığı eylemde, hiçbir göç politikasının işkence ve kötü muamele yasağının, çocukların yüksek yararının, adil yargılanma hakkının ve geri göndermeme ilkesinin üzerinde olamayacağı ifade edildi.

Ortak açıklamada İsviçre makamlarına sekiz maddelik çağrı yapıldı. İnsan hakları ihlali riski bulunan geri gönderme işlemlerinin durdurulması, her başvuru için güncel ve bireyselleştirilmiş risk değerlendirmesi yapılması, sınır dışı işlemleri sırasında kullanılan güç yöntemlerinin bağımsız biçimde denetlenmesi ve şiddet iddialarının tarafsız biçimde soruşturulması talepler arasında yer aldı.

Ayrıca federal ve kantonal sığınma merkezlerindeki yaşam koşullarının insan onuruna uygun hale getirilmesi, çocukların yüksek yararının bütün karar süreçlerinde temel ölçüt olarak kabul edilmesi, kadınların ve kırılgan grupların özel ihtiyaçlarının dikkate alınması ve sığınma başvurularının yalnızca hızlı değil, adil, kapsamlı ve bireyselleştirilmiş biçimde değerlendirilmesi istendi.

Eyleme İDHF, ATİK, ADKM, Bern Kürt Kültür Derneği, BİR-KAR, FEDA, İGİF, İHDD, İTİF, KUTÜSCH, Lozan Demokratik Kürt Toplum Merkezi, NCDK-C, PangeaKolektif, Sion Leyla Kasım İnisiyatifi, SYKP İsviçre ve YJK-S’nin de aralarında bulunduğu 16 kurum ve inisiyatif katıldı.

Eyleme katılan kurumlar, geri gönderme politikalarına karşı dayanışmayı büyütme ve mülteci hakları mücadelesini sürdürme mesajı verdi.

ADHK Enformasyon

Fotoğraflar

Bern’de SEM önünde kitlesel eylem konulu fotoğraflar
Bern’de SEM önünde kitlesel eylem konulu fotoğraflar
Bern’de SEM önünde kitlesel eylem konulu fotoğraflar
Bern’de SEM önünde kitlesel eylem konulu fotoğraflar