Winterthur’daki Saldırının Ardından İDHF’den Açıklama: “Nefret ve Ayrımcılık Değil, Dayanışma ve Adalet”

Winterthur’daki Saldırının Ardından İDHF’den Açıklama: “Nefret ve Ayrımcılık Değil, Dayanışma ve Adalet”

İsviçre Demokratik Haklar Federasyonu (İDHF), Winterthur’da meydana gelen ve üç kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan saldırıya ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı. Açıklamada, olayın ardından yükseltilmek istenen ırkçı ve ayrımcı söylemlere karşı uyarıda bulunulurken, toplumsal sorunların gerçek nedenlerinin tartışılması ve dayanışma temelinde çözümler üretilmesi çağrısı yapıldı.

İsviçre’nin Winterthur kentinde yaşanan ve resmi makamların açıklamalarına göre İslamcı sloganlar atan bir kişinin üç kişiyi kesici aletle yaralamasının ardından kamuoyunda tartışmalar sürerken, İDHF konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Federasyon tarafından yayımlanan açıklamada öncelikle saldırıda yaralanan kişilere geçmiş olsun dilekleri iletilerek, yaralıların en kısa sürede sağlıklarına kavuşmaları temenni edildi.

“Olayın nedenleri uzmanlar tarafından değerlendirilmeli”

İDHF, yaşanan olayın yalnızca failin kimliği veya aidiyeti üzerinden ele alınmasının sağlıklı sonuçlar doğurmayacağını belirtti. Açıklamada, ruhsal sağlık sorunları yaşayan bir bireyin bu tür bir eylemi gerçekleştirmesine yol açan etkenlerin çok yönlü biçimde incelenmesi gerektiği vurgulandı.

Federasyon, olayın arka planının uzmanlar ve ilgili kurumlar tarafından değerlendirilmesi gerektiğini ifade ederken, bireylerin içinde bulunduğu toplumsal koşulların ve yaşadıkları sorunların da göz ardı edilmemesi gerektiğine dikkat çekti.

Açıklamada, bir kişinin motivasyonunun yalnızca etnik kökeni, dini inancı veya mensup olduğu toplumsal grupla açıklanamayacağı belirtilerek, toplumsal olayların daha geniş bir perspektiften değerlendirilmesi gerektiği kaydedildi.

“Toplumsal sorunlar kimliklere indirgenemez”

İDHF açıklamasında, son yıllarda Avrupa’da yaşanan çeşitli olayların ardından göçmenler, Müslümanlar veya belirli toplumsal kesimlerin topluca hedef gösterilmeye çalışıldığına işaret edildi.

Federasyon, bireysel eylemler üzerinden bütün bir halkın, inancın ya da topluluğun suçlanmasının yanlış olduğunu belirterek, bu yaklaşımın toplumsal kutuplaşmayı derinleştirdiğini ifade etti.

Açıklamada, insanların yaşadıkları ekonomik, sosyal ve psikolojik sorunların dikkate alınmadan yapılan değerlendirmelerin gerçek nedenleri görünmez kıldığı vurgulandı.

Avrupa’daki radikal ağlara dikkat çekildi

İDHF, açıklamasında Ortadoğu’da yıllardır süren savaşlar, cihatçı örgütlenmeler ve bölgesel müdahalelerin sonuçlarının Avrupa’ya da yansıdığı görüşünü dile getirdi.

Bu çerçevede, ABD ve Erdoğan hükümetinin desteklediği belirtilen cihatçı yapıların yarattığı tahribatın yalnızca Ortadoğu halklarını değil, Avrupa toplumlarını da etkilediği savunuldu.

Federasyon, söz konusu yapıların Avrupa’daki bağlantılarının, örgütlenme biçimlerinin ve faaliyet alanlarının daha şeffaf biçimde tartışılması gerektiğini belirtti. Açıklamada özellikle Türk Diyaneti ve çeşitli istihbarat faaliyetlerinin Avrupa’daki etkilerinin kamuoyu tarafından daha kapsamlı biçimde değerlendirilmesi çağrısında bulunuldu.

“Irkçı ve faşist söylemler kabul edilemez”

İDHF, saldırının ardından ortaya çıkan bazı siyasi ve toplumsal tepkilere de değinerek, olayın belirli halkları, inançları veya toplumsal grupları hedef almak için kullanılmasına karşı çıktı.

Federasyon, bir kişinin işlediği suç üzerinden bütün bir topluluğu sorumlu göstermeye çalışan, dışlayıcı ve ayrımcı söylemlerin toplumsal sorunların gerçek nedenlerini gizlediğini ifade etti.

Açıklamada, nefret söyleminin ve ırkçılığın hiçbir soruna çözüm üretmediği, aksine toplum içerisindeki gerilimleri artırdığı belirtilerek bu tür yaklaşımlar sert şekilde eleştirildi.

“Çözüm dayanışma ve adalettedir”

İDHF açıklamasının sonunda, toplumsal sorunların çözümünün nefret dili, ötekileştirme ve ayrımcılık politikalarında değil; adalet, sağduyu ve dayanışma temelinde aranması gerektiğini vurguladı.

Federasyon, farklı halklar ve toplumsal kesimler arasında kurulacak demokratik ve ilerici dayanışma ağlarının, hem şiddet olaylarının önlenmesinde hem de toplumsal barışın güçlendirilmesinde önemli rol oynayacağını ifade etti.

30 Mayıs 2026 tarihli açıklama, Winterthur’daki saldırının ardından kamuoyunda yükselen tartışmalar karşısında olayın çok boyutlu değerlendirilmesi ve toplumsal kutuplaşmayı derinleştiren yaklaşımlardan uzak durulması çağrısıyla sona erdi.

Fotoğraflar

Winterthur’daki Saldırının Ardından İDHF’den Açıklama: “Nefret ve Ayrımcılık Değil, Dayanışma ve Adalet” konulu fotoğraflar