21 Eylül'de Fabrikalarda, Sokaklarda: Savaş Ekonomisine ve Gerici Yükselişe Karşı Eylemdeyiz
Almanya'nın birçok kentinde IG Metall Sendikası'nın çağrısı üzerine 21 Eylül'de hükümeti protesto mitingleri yapılacak.
İkinci Emperyalist Paylaşım Savaşı'ndan sonra Avrupa'da ilk defa otomotiv üretim fabrikalarının bazı bölümleri silah üretimine çevrildi. Bu, artan savaş tehlikesine karşı harekete geçmek gerektiğini gösteriyor. Meselenin bir boyutu artan savaş tehlikesiyse, diğer yönüyle artan hayat pahalılığı, yüksek enflasyon ve benzin fiyatlarıyla emeğiyle geçinenlere fatura edilen bu savaş ekonomisidir. İşten çıkarmalar, sosyal kesintiler ve artan vergilerle aynı fatura her gün hanelerimize giriyor.
Bu tablonun bir üçüncü boyutu da gerici yükseliş. Almanya'da AfD, Saksonya-Anhalt'ta oyların %43,8'ini alarak İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana bu çizgide bir partinin bir Alman eyaletinde iktidara en çok yaklaştığı noktaya ulaştı. Bu yükseliş kendiliğinden değil; tıpkı savaş ekonomisinin desteklenmesi gibi dünya ve Alman emperyalist egemenlik sistemi tarafından destekleniyor, finanse ediliyor ve iktidara taşınıyor. Programının da Nazi döneminin "deportasyon" kavramını çağrıştıran "remigrasyon" adı altında kitlesel sınırdışı politikaları, deregülasyon, vergi indirimi ve sosyal devletin tasfiyesi gibi politikalarıyla (bunlar finans kapitalin talepleridir) bu gerici, ırkçı, şovenist parti, Almanya'da bir grup sermaye fraksiyonunun açık desteğini alması dışında Washington'daki milyarder ağlarının ve Moskova'daki Kremlin'in de kendi emperyalist çıkarları doğrultusunda desteğini alıyor. AfD, bu dönemde Moskova’da da Washington'da da rağbet gören, her emperyalist odağın ortaklaşa desteklediği alıcısı çok bir proje olarak öne çıkıyor.
Bu mevcut gerçekliğin faturasını her gün emeğiyle geçinenler, yani bizler ödüyoruz: işten çıkarmalarla, zam üstüne zam gelen fiyatlarla, sosyal kesintilerle, artan vergilerle. Bu gerçekliği sağ popülist söylemlerle manipüle AfD gibi partiler halkın düzene olan öfkesini ve düzenin yarattığı çaresizliği kullanarak iktidara yürüyor. Durumun faturasını göçmenlere çıkarıyor. Biz ise faturanın gerçek sahiplerine yönelmek zorundayız.
Bu faturanın gerçek sahipleri savaş ekonomisini inşa eden, gerici yükselişi finanse eden ve krizden beslenen emperyalist egemenlik sistemi ile onun siyasi hamileridir. Bize hiçbir getirisi olmayan bu haksız düzene, onu sürdüren hükümete ve kriz koşullarındaki düzenin sermaye birikimini sürdürmek için gerici bekçiliğine soyunan, düzenin sistematik milliyetçi şiddet aparatı AfD'ye karşı herkesi duyarlı davranmaya ve mitinglere katılım sağlamaya çağırıyoruz.
21 Eylül: Fabrikalarda iş bırakma eylemleri ve hükümeti protesto mitingleri,
26 Eylül: Eyalet başkentlerinde kitlesel yürüyüş ve mitingler düzenlenecek












