Saksonya-Anhalt Seçimleri: Faşizm Tehlikesine Karşı Ortak Mücadeleyi Yükseltelim!

Saksonya-Anhalt Seçimleri: Faşizm Tehlikesine Karşı Ortak Mücadeleyi Yükseltelim!

6 Eylül 2026 tarihinde Almanya'nın Saksonya-Anhalt eyaletinde gerçekleştirilen seçim sonuçları, Almanya tarihinde İkinci Dünya Savaşı sonrası faşist partilerin ulaştığı en yüksek oy potansiyeline sahip olmuşlardır. 2021'deki eyalet seçimlerinde %20,8 oy alan faşist AfD, bu kez oylarını iki katından fazla artırarak %44'e çıkardı. Seçim sonuçlarında CDU ikinci parti oldu. 2021 yılındaki seçimlerde %37,1 oy oranıyla birinci parti çıkmış olan CDU'nun oy oranı %17,5'e geriledi. Üçüncü sırayı %9,2 oy oranıyla Sosyal Demokrat Parti (SPD), dördüncü sırayı da %8,9 ile Yeşiller izliyor. İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana Almanya'da aşırı faşist partiler  bu denli kitleselleşmesi, Alman emekçileri ve halkları açısından ilerleyen dönemde çok vahim sonuçlar doğurma potansiyeli taşımaktadır.

Faşist parti seçimlerde savunduğu ırkçı ve gerici politikalarla yüksek oy oranına ulaşması, toplumsal dengelerin ileriki dönemde köklü biçimde değişeceği olasılığını artırmaktadır. Popülist söylemlerle Alman ırkına dayalı sloganları ön plana çıkaran, emekçilerin sosyal ve ekonomik durumunu etkileyen koşulların sonuçlarını ve sorumluluğunu Almanya'da yaşayan göçmenlere yükleyen ve Alman kültürüne uyum sağlamayan göçmenlerin hemen yurt dışı edilmesini savunan AfD, bu sayede yüksek oy oranına sahip olması, tüm göçmenleri ve Alman işçi sınıfını tedirgin etmiştir.

Ancak son seçimlerin yalnızca bir partinin faşist zaferi olarak ele alınması ve sürekli güçlenen faşizmin bir sınıfın toplumsal gücü olarak görülmemesi eksik bir yaklaşım olmaktadır.

Bilinmektedir ki dünya kapitalist sermayesinin yeniden işleyişi mevcut sistemlerle yürütülemediğinden, daha radikal ve aşırı sağcı despot hükümetlerin iş başına getirilmesi gerekiyordu. Almanya'da kapitalist sistemin savaş hazırlıklarını son hızla sürdürmesi, silahlanmaya ağırlık verilmesi ve ekonominin adım adım militarist bir yapıya bağlanması, Alman hükümeti içinde hâkim olan partilerle bir sonuca varılamadığı için içte ve dışta saldırgan politikalar uygulayan tekelci burjuvazinin en gerici kanadının desteklenmesini ve hükümette hâkim olmasını teşvik desteklenmektedir. Dolayısıyla AfD faşist partisinin gelişmesi, Alman devletinin gerici kanadının siyasi ve ekonomik desteğiyle gerçekleşmektedir.

Günümüz küresel kapitalist sistemin derinleşen ekonomik krizler, azalan kâr oranları ve pazar paylaşım kavgaları karşısında geleneksel parlamenter ve "demokratik" mekanizmalarla yönetilmekte zorlanmaktadır. Sermayenin yeniden üretim süreci, toplumsal muhalefeti bastıracak, hak gasplarını hızlandıracak ve toplumu disipline edecek daha sert, radikal ve despot rejimleri bir ihtiyaç hâline getirmektedir.

Alman devletinin savaş hazırlıklarına hız vermesi, militarizme ayrılan bütçelerin devasa boyutlara ulaşması ve ekonominin savaş hazırlıklarına göre şekillendirilmesi, daha azgın iktidarların iş başına gelmesine ihtiyaç duymaktadır. İçte ve dışta saldırgan politikaları hayata geçirmek isteyen tekelci burjuvazinin en gerici kanatları, bu dönüşümün önündeki engelleri aşmak için aşırı sağcı ve faşist hareketlerin önünü açmakta ve onları desteklemektedir.

Dolayısıyla aşırı sağcı AFD partinin  oy potansiyeline sahip olması tesadüfi olmayıp, Alman devlet yapısının gerici odaklarının ve sermaye çevrelerinin dolaylı ya da doğrudan desteğiyle beslenen tarihsel ve yapısal bu günün  sürecin ürünüdür. Bu durum, önümüzdeki dönemde toplumsal ve siyasal dengelerin işçi sınıfı aleyhine değişeceğini göstermektedir. İşçi sınıfının hak gaspları ve siyasi özgürlüklerin kısıtlanması ile göçmenlerin yurt dışı edilmesi hızlanacaktır. İçte faşist baskılar uygulanacaktır.

Saksonya-Anhalt’taki seçim sonrası demokrasi güçlerinin faşizme karşı ortak hareket etmeleri daha fazla güncel bir sorun hâline gelmiştir. Almanya'da demokrasi güçlerinin ortak bir cephede buluşmaları, faşist partileri teşhir ve tecrit etmeleri ve faşist partinin kullandığı gerici propaganda araçlarının elinden alınması çalışmalarımızın esas unsuru hâline gelmelidir. Özellikle göçmen emekçiler ile Alman emekçileri arasında siyasal ve örgütsel birliğin sağlanması faşist partiler karşı ortak hareket etmeleri zorunludur. 

Almanya Demokratik Haklar Federasyonu

8  Eylül 2026